Toplumun temel ahlaki ve etik değerlerinin zayıflaması, bireyler arası güvenin azalması ve sosyal bağların kopması, toplumsal düzenin bozulması süreci olarak tanımlanabilir. Süreç; toplumun genel refah seviyesini düşürür, ekonomik politik ve kültürel sorunlara yol açar, birey ile toplum arasındaki uyum sarsılır. Sosyal çürümenin en belirgin işaretlerinden biri, ahlaki değerlerin erozyona uğramasıdır. Geçmişte dürüstlük, adalet ve yardımlaşma gibi değerler, toplumun temel direkleri iken, günümüzde bireysel çıkarlar ön plandadır. Bir toplumun huzur ve mutluluğu için fertlerin kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma içinde olmaları çok önemlidir. İslam'ın emri bu yöndedir. Toplumsal çürümeyi körükleyen etkenler: 1) insanlar maddi varlıklara ve tüketime aşırı önem vermekte, fertler sadece kendi çıkarlarını düşünmektedirler. 2) Aile, toplumu ayakta tutan en önemli müesseselerden birisidir. Günümüzde, aile bağları zayıflamış, bireysellik artmış, manevi değerler göz ardı edilmiştir. 3)Medya şiddeti, pornografiyi ve ahlaksızlığı teşvik ediyor, engellenme yapılmıyor. 4)Bazı politikacıların rüşvet ve yolsuzluk bataklığına düşmeleri toplumda genel ahlakı çöküşe yol açmaktadır. 5)Sosyal medyada, görsel ve yazılı basında, çalışmadan üretmek, köşe dönmek marifet imiş gibi sunulmaktadır. 6)Eğitim sistemi insan inşa etmemekte, diplomalı bireyler üretmektedir. 7)gelir dağılımındaki eşitsizlik, adaletsizlik sosyal çürümeyi tetiklemektedir. 8) Köşeyi dönmek, çocuk istismarında bulunmak, kadınları katletmek, kamunun mallarını çalmak, yolsuzluk, hayasızlık, edepsizlik, kibir, gurur, vatana ihanet yoktur hoşgörü vardır, adalet vardır, insana değer vermek, yoksulları görüp gözetmek vardır. Bu değerlere uymadığımız için toplum olarak ızdırap çekiyoruz. Kur’an’ın ipine sarılmadıkça kurtuluş yok.