PİSLİK deyince hepimizin aklına, çöp, bulaşık, kir, pasak, leke gelir. Eskiler, necaset de derdi.
Türk Dil Kurumu da böyle diyor.
Fakat daha geniş anlamda düşündüğümüzde pislik sözcüğünü, “Olmaması gereken yerde olan şey” diye tanımlamak daha doğru gibi.
Örneğin gülden, çilekten, portakaldan, vişneden nefis bir reçel yaparsınız. Sofranızda harikadır ve keyifle yenir. Fakat yerken bir tek damlası halıya dökülse, o artık nefis bir reçel değil, “PİSLİK”tir. Çünkü olmaması gereken yerdedir.
İşçi bal arısı hayatı boyunca (Dişi arıların ömrü 4-6 hafta, erkeklerin 6-8 haftadır) sadece bir çay kaşığının 12’de biri kadar bal üretebilir. On binlerce arının ürettiği bir kavanoz bal kahvaltıda tereyağı üzerine sürüldüğünde, ara öğünlerde kurabiye veya simitle yendiğinde tadına doyum olmaz. Hem sağlıklı beslenme hem de birçok hastalığın tedavisinde bulunmaz bir gıdadır bal. Be denli zor elde edilen bir gıda maddesinden, bir arının hayatı boyunca ürettiği kadar, yani bir damla gömleğinize düştüğünde, o artık bir gıda maddesi değil, “PİSLİK”tir. Çünkü olmaması gereken yerdedir.
Zeytinyağı, doğanı insanlara sunduğu en değerli nimetlerden birisidir. Zeytinyağlı yaprak sarmasını, barbunyayı, enginarı yemeye doyamazsınız. Hele hele yerli domates biberle, soğanla yaptığınız çoban salataya bolca zeytinyağı döküp, ekmek banarsanız, “anlatılmaz yaşanır” duygularıyla kendinizden geçersiniz. Fakat tam ekmek banıp ağzınıza götürürken bie damla pantolonunuza damlarsa, o artık mucize bir nimet değil, “PİSLİK”tir. Çünkü olmaması gereken yerdedir.
Okullar, eğitim yuvasıdır. Öğretmeni, öğrencisi, kitabı, kalemi, bilgisayarıyla gelecek nesilleri, üretime, planlamaya, yönetmeye, icatlar yapmaya hazırlayan bu kurumların olmazsa olmaz ögesi öğrencilerdir. Bu öğrenciler, bilgiyle, beceriyle, yetenekle donatılmalıdır. Bu öğrencilerin arasına uyuşturucu satıcısı maşalar veya elinde silahlarla arkadaşlarını tarayıp öldüren katiller sızarsa, işte bunlar öğrenci değil, “PİSLİK”tir. Çünkü olmaması gereken yerdedirler.
Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan en önemli araçtır. Bu anlaşmayı kimi zaman işaretle, resimle sağlasalar da esas olarak kullanılan sözdür. Sözü yerinde ve zamanında en güzel biçimde kullanırsanız, sevgiyi, barışı, güzelliği yakalarsınız. Ama, küfürler, hakaretler, iftiralar havada uçuşursa, o ortamda her türlü, kavga, savaş, taciz, tahribat olur. O ortamda söz, söz olmaktan çıkmış, “PİSLİK” olmuştur.
Amerika, ülke olarak da, kıta olarak da çok güzel bir coğrafya. Tüm mevsimlerin olanca güzelliğiyle yaşandığı, manzaraların, nehirlerin, olağanüstü görünümler oluşturduğu, popüler kültürün, teknoloji harikaları, ikonik yapıları insanları büyüler. Fakat İran’ı işgal etmeye kalkarsa, Irak’ı bombalarsa, her gün Kanada’yı, Küba’yı, Venezuela’yı tehdit ederse, Amerika oralarda güzel bir ülke değil, tam anlamıyla “PİSLİK”tir. Çünkü olmaması gereken yerdedir.
Politikada da aynı şey geçerli. Demokrasinin ve siyasetin özü sandıktır. Her birimde, her aşamada seçimlerle göreve gelen yöneticiler, bulundukları makamda belirlenen süreyle, tanınan yetkilerle görev yaparlar. Fakat sandığı, seçimi baypas edip hile ile, kumpas ile, entrika ile hak etmedikleri, layık olmadıkları mevkilere el koyanlar, işgal ettikleri makamda birer yönetici değil, “PİSLİK”tir. Çünkü olmaması gereken yerdelerdir.