ÖZGÜRLÜK

Bir uçurtmanın gökyüzünde süzülmesi bizler için özgürlüktür. Bir kuşun dilediği yere kanat çırpması yine bir özgürlüktür. Bazen de arkasından bıraktığı dumana bakıp uçak için nereye giderse gitsin için de olmak bulunduğumuz andan, yerden uzaklaşmak ne iyi gelir özgür oluruz, diye bir çok kez aklımızdan geçirmişizdir.

Özgürlük, üzerine düşündüğümüz de sınırsızlık, kontrolsüzlük gibi hissettiriyor aslında fakat gerçekte öyle mi? Kontrol mü? Özgürlük. Yoksa kontrolsüzlük mü? Özgürlük. Sınırlar mı? Özgürlük. Yoksa sınırsızlık mı? Gerçek şu ki dilediğini yapabilme bir özgürlük gibi görünse de özgürlük olmaya bilir. Bir sınırın içerisin de kendi kurallarına uymak daha büyük özgürlük olabilir. Bir de çok büyük özgürlük olarak gördüğümüz birçok durumun tam tersi büyük bir kontrol ve disiplin gerektiği de bir gerçektir.

Özgürlük bir çoğumuz için adrenalin olarak görülüyor ne kadar risk o kadar özgürlük. Paraşütle atlama oldukça teknik bilgi içeren bir heyecan fırtınası olarak kabul edilmeli, kendi sınırlarının dışına çıkıp başka bir sınıra dahil olmak yalnızca.

Trafiğe kapalı bir alanda sınırsız hızda araç sürme bir özgürlük mü yoksa sınırlar içerisinde özgürlük mü? Bu sorular aslında penceremizi genişletmiş olabilir.

Özgürlüğün arkasından koşulacak bir durum değil, sınırlar içerisindeki sınırsızlığımız olduğu bir gerçektir. Ne kadar özgürlük istesek ya da dilesek alanımız daha da kısıtlanmaktadır. Bizi hayallere daldıran uçurmanın özgürlüğü gerçekte ipinin başladığı yerdir.

Çok özgür görünen o uçurtmanın aslında bizden daha çok sınırları vardır. Bir yandan ip elinde tutan kişi, diğer yandan rüzgâra uymazsa alabora olma durumu. İçin de olmayı dilediğiniz o uçak ne kadar da bir rotaya hapsolmuştur aslında. Bir otomobil yolculuğunda farklı birçok yol tercih hakkin olmasına rağmen uçakta olmak oldukça sınırlı bir yolculuktur. Bir milim rota değişmez. Pencere değiştiğinde özgürlük algısı da bir anda yerle yeksan olabilmektedir.

Özgürlük bir çığlık da değil sessizlikte gizlidir. Şimdi hava da süzülen kuşun aslında özgür olmadığını nasıl da kabul ettik.

Özgürlük de sınırların içindeki sınırsızlık olduğunu hazmetmek ile dilenen özgürlüğe kavuşulduğu çok da itiraz götürmez. Özgürlük, ekstrem davranışlar değil, hayallerin hayatlarımızda iz düşümü olması yolunda verilen çabadır. Özgürlük algısı bugünün dünyasında mutluluk algısını o kadar hapsetmiş ki kavram kargaşası yaşıyoruz.

Üzerinde yaşadığımız dünya ne kadar özgür, durmak istese durabilir ya da bir gün tatil etse özgür mü olur yoksa bir varlığın sonu mu? Özgürlük, yatağındaki akarsuyun varlığı iken taştığında özgürlük değil bir yıkım, bir kayboluştur.