ÖZEL HASTANELERDE NELER OLMAKTA

Uzun zamandır yazmak için bir kararsızlık içinde debelleşip duruyorum: yazsam mı yazmasam mı? Ama gündemi takip eden birisi olarak özel hastanelerde olup bitenleri görmezden gelmek bana pek de etik gelmedi açıkçası. Gün geçmesin ki her gün özel hastanelerde yaşanan bir vaka ile karşılaşıp duymayalım. Bu özel hastanelerin kurulmasındaki amaç bana göre öncellikle devlet hastanelerin kısmi yetersiz kaldığı konularda aracı olmasıydı sanırım. Yani devlet hastanelerin yükünü bir nebzede olsun hafifletmek ve hastalara iyi bir sağlık sistemiyle cevap vermekti. Bu hastaneleri kuranlar her ne kadar sağlık dışından iş adamlarıymış gibi görünseler de çoğunluk devlet hastanelerinden istifa etmiş dalında başarılı uzman, doçent ve profesörler. Bazen fizyoterapi için gittiğim bu hastanelerin bölüm başkanları bu şekilde tanıtılmış kalifiyeli doktor kadrolarından oluştuğunu görüyorum. Zaten vatandaşımızın da en çok rağbet edip buralara gitmek isteme sebeplerinden bir bölümü bu yüzden. Çünkü insanlar güzel bir tedavi görmek, doktorlar, hemşireler ve hastabakıcılardan ilgi görmek istiyorlar. Halen toplumumuz da yaygın bir şekilde devlet hastanelerinde hakarete varacak şekilde kötü muameleyle karşı karşıya olduklarını düşünen bir alt tabaka kitlesi mevcut. Oysaki, vatandaş olarak doktora halinizi arz ederken gerçekte ne gibi hastalığınız olduğunu söylerseniz doktorlarımızda sizin için yapılacak tetkikleri söyleyecektir. Maalesef ki ülkemizde hasta doktor ilişkisi o kadar birbirinden kopuk bir haldeki, nesiller değişti, medeniyet gelişti, insan figürü yeni bir boyut kazanmasına rağmen çarpık kentleşme yüzünden bir türlü ikili ilişkileri kurarken çekingenlik yaşıyoruz. Devamlı bir acaba peşinden bir takım soru işaretleriyle doktorların muayenehanesine girmekteyiz. Oysa sağlık sistemimiz o kadar gelişti ki dünyanın belli yerlerinden ülkemize gelerek tedavi olmak isteyen insan sayısı artı. Ama yine de korku panik telaş yaşayarak gittiğimiz özel hastanelerde hastalara gösterilen ilgi, alaka ve Güleryüz insanlarımızı o yöne itmekte. Bunu fırsata çevirmek isteyen bir takım paragöz özel hastaneler tetkikleri isterlerken dahi ne kadar çok tetkik o kadar çok para dediklerinden başta yenidoğan bebelerimiz olmak üzere her türden insan sağlıklı girdikleri bu tip yerlere ya ölüsü çıkıyor veya bir yerinde bir engelle çıkıyorlar. Bu tip yerlerin denetmeni kimdir, denetlenirlerken neye dikkat ediliyor, hastalarla birebir görüşme yapılıyor mu bilmem ama anladığım kadarıyla fazlaca denetlenmiyorlar, eğer öyle olmuş olsalardı, bugün birçok özel hastanenin kapısına kilit vurulmuş olurdu.

Güzellik Salonları:

Yakın zamanda konuştuğum bir arkadaşım Ankara’nın bir semtinde bulunan bir güzellik merkezindeki erkek kuaförüne saç tıraş olmaya gider. Orada ayna ile berber saçını arkadan gösterdiğinde saçının arka tarafının açıldığını görünce ironi ile saçının arkasını görünce moralinin bozulduğunu söyleyince; berber abi burada iğne ile hallediyorlar kızlar yardımcı olsun der. Oradaki sorumlu hanımla görüşür ve bir gün sonrasına saç diplerinin iğne ile açılması için ertesi güne randevu verilir. Arkadaşım biraz sıcakkanlı olduğundan samimi davranınca çalışan kız ile müdür yardımcısı bunun iyi niyetinden faydalanarak bir şeyler daha yapıp parayı koparmaya çalışmışlar. Arkadaşım iğneye karşı alerjisinin olduğunu söylese de bunlar para koparmak için ekstradan iğne yaparlar. Akşam eve geldiğinde hastalanır tansiyonu çıkar sarhoş gibi yalpalamaya başlar derken acile gider. Serum falan derken arkadaşım evine o gece döner. Sabah orada gerçek anlamda samimi şekilde yardımcı olan kızı arar, kız özür falan dilese de olan olmuştur. Bunu şunun için yazdım sakın bu tip güzellik merkezlerine de fazla itibar etmeyin. Her gün akşamları TV’de neler olduğunu görüyoruz. Vallahi insanlar açlık sefalet, az maaş, sosyal haklardan şikâyet ederken bu tip şeyler pek göze çarpmasa da bana göre önemli. Paraya ruhumuzu satmışız. Paranın esiri olmuşuz. Haktan hakikaten uzaklaşmışız. Doğru denilince söylenen sözü onaylamak olarak algılıyoruz. Adalet adil olmak denilince; güçlünün zaferi akla gelmekte. İnsanlara kazanç kapısı olarak açılan hastaneler, aynı zamanda insan sağlığına verilen önemi göstermektedir. Ancak benim güzel insanım işi fırsata çevirmeyi doğru yol görmekte. İnşallah geçmişimizde yaşadıklarımız aklınıza gelir. Yedi düvelle karşı bir arpa çorbasıyla savaştığınız günler aklınıza gelir de insafa gelirsiniz. Bugün devlet hastanelerinde horozlanıp doktor dövenler, özel hastanelere gitsinler de başlarına geleni bizzat’ti görsünler der, sağlıcakla kalın mutlu huzurlu yaşayın.

Haşr Suresi, 9. Ayet (Şuhh/Açgözlülük): "...Kim nefsinin hırsından (şuhh) korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir."

(Bu ayette geçen "şuhh", sadece cimrilik değil, aynı zamanda aşırı tamahkarlık ve açgözlülük anlamını taşır.)