Bazen yapacağımız bir yolculuk yalnızca eğlenmek için değil; gidilen yerin eğitimini, kültürünü ve yaşam biçimini öğrenmek içindir. Farklı diller, farklı şehirler ve farklı insanlar... Erasmus, gençlere sadece yeni bir ülke değil, farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Erasmus kelimesini veya amacını çoğumuz duymuşuzdur. Ancak bu programın nasıl ortaya çıktığını ve günümüze nasıl ulaştığını pek az kişi biliyor.
Desiderius Erasmus, Kuzey Avrupa Rönesansı'nın öncüsü Hollandalı bir hümanist, felsefeci ve ilahiyatçıdır. Düşünce yapısında aklın, eğitimin ve hoşgörünün önemini vurgular. “Erasmus” fikrinin doğuşu ise Desiderius'dan gelir. Tüm Avrupa'yı tek bir kültürel çatı altında görmüş, aydınların sınırlarını aşarak birbirleriyle iletişim kurmalarını ve aynı dili kullanmalarını savunmuştur.
Günümüzde Erasmus programı, öğrencilere farklı ülkelerde eğitim fırsatı verirken aynı zamanda ülkeler arasındaki kültürel bağları geliştirmeye de olanak sağlıyor. Yapılan araştırmalar Erasmus programına katılan öğrencilerin büyük bölümünün bu deneyimden memnun kaldığını ve vizyonlarını geliştirdiklerini göstermektedir. Farklı kültürdeki insanlarla iletişime girmek öğrencilerin psikolojilerini geliştirmiş ve özgüvenlerini arttırmıştır. Kişisel gelişim olarak öğrencilerin kendi sorumluluklarını kazanmasını, tek başlarına karar verebilmeyi, yeni ortamlara uyum sağlamalarını kolaylaştırmıştır. Bunun yanı sıra Erasmus, kültürler arasındaki önyargıların azalmasına da katkı sağlamaktadır. Farklı milletlerden insanların aynı ortamda bulunması, birbirlerinin yaşam tarzlarını düşüncelerini daha yakından tanıma fırsatı verir. Böylece insanlar yalnızca kendi kültürleriyle sınırlı kalmaz, başka toplumlara karşı da daha anlayışlı bir bakış açısı geliştirir.
İşte bu yüzden Erasmus, uluslararası ilişkiler kapsamında sadece öğrencilerin vize alıp gezdiği bir program değil, devletlerin birbirlerini daha iyi anlaması için kullanılan en güçlü silahlardan biridir deniliyor. Uluslararası ilişkilerde buna “Soft Power” (Yumuşak Güç) deniyor; yani bir ülkenin kendi kültürüyle ve eğitimiyle insanları etkilemesidir. Avrupa Birliği, yıllardır ordularla ya da büyük paralarla yapamadığı o ortak kültür ve barış ortamını, biz gençleri aynı üniversite sıralarında, aynı yurt ortamında bir araya getirerek sessizce başarıyor.
Erasmus, aynı zamanda her üniversite öğrencisinin kolayca başvuracağı bir programdır. Yaşam, konaklama ve seyahat giderlerine katkı amacıyla karşılıksız hibe verilir. Bu hibeler gidilen ülkeye ve faaliyet türüne göre değişkenlik gösterir. Değişim süresince gidilen Avrupa üniversitesine öğrenim, kayıt, laboratuar veya kütüphane ücreti ödenmez. Başvuruyu yapabilmek için öğrenim gördüğünüz üniversitenin Erasmus Koordinatörlüğü tarafından açılan ilan dönemlerini takip edebilirsiniz. En az 2.20 not ortalaması ve üniversitenizin yaptığı dil sınavından başarılı olmanız gerekmektedir. Türkiye'de hemen hemen her devlet ve vakıf üniversitelerinde Erasmus programı bulunur. Okuduğunuz üniversite hangi Avrupa ülkeleri ile anlaşmalıysa o ülkenin üniversitesine gitme imkanınız olabilir. Alacağınız dersler açısından da öğrencilere kolaylık sağlanır. Yurt dışında aldığınız dersler veya yaptığınız stajlar, Türkiye’ye döndüğünüzde kendi okulunuzun müfredatına işlenerek dönem veya kredi kaybı yaşamanız önlenir. Fakat alacağınız derslerin birbiriyle eşleşmesi gerekmektedir.
Ancak bu kadar güzel şeyin yanı sıra zorlukları da vardır. Bugün Erasmus'un bu birleştirici gücü, ne yazık ki ciddi bir sorundan geçiyor. Ekonomik krizler, artan yaşam maliyetleri ve her geçen gün zorlaşan vize süreçleri düşünüldüğünde, sormamız gereken haklı bir soru ortaya çıkıyor: Erasmus gerçekten herkesin yararlanabileceği bir barış projesi mi, yoksa sadece maddi durumu iyi olan kişilerin yararlanabileceği lüks bir program mı? Eğer bu program sadece belirli bir kesimin yararlanabildiği bir programa dönüşürse, toplumun geri kalanında dışlanmışlık hissi yaratabilir. Bu da Avrupa'da son yıllarda yükselen yabancı düşmanlığını ve milliyetçiliği azaltmak yerine, daha da tetikleyebilir. Bir önceki paragrafta dediğimiz gibi Erasmus karşılıksız bir hibe veriyor fakat bu kısıtlı hibe genelde oradaki eğitiminiz için yeterli oluyor. Günümüz şartlarında eğer farklı ülkelerde gezmek istiyorsanız kendi imkanlarınız da gerekebilir. Üstelik siyasi krizler de bu ortama gölge düşürebiliyor. Örneğin, İngiltere'nin Brexit ile Avrupa Birliği’nden ayrılıp Erasmus programını tamamen terk etmesi, siyasetin gençlerin geleceğini nasıl kısıtlayabildiğinin en somut örneklerinden biridir.
Sonuç olarak, Hollandalı hümanist olan Erasmus'un yüzyıllar önce başlattığı bu hoşgörü fikri, bugün için hala çok güzel bir fırsat. Ancak bu projenin gelecekte de başarılı olması, dünyadaki ekonomik ve siyasi eşitsizliklerin ne kadar çözüleceğine bağlı. Bizlerin görevi ise, sadece bu programın tadını çıkarmak değil; arkasındaki bu siyasi dengeleri ve dünyadaki yerini de doğru analiz edebilmektir.




