LAFLA MÜSLÜMANLIK OLMAZ

Değerli okuyucularımız,

"Lafla Müslümanlık olmaz." Bu cümle sert gelebilir; ancak Kur'an ve sünnetin ortaya koyduğu hakikat tam da budur. Müslümanluk sadece "Ben Müslümanım." demek değildir. Asıl mesele, İslam'ın hayatımıza ne kadar yön verdiğidir.

Bugün kendimize şu soruyu sormak zorundayız: Madem biz Müslümanız; neden toplumumuzda ahlaksızlık, merhametsizlik, bencillik, haksızlık ve kul hakkı bu kadar yaygınlaştı? Neden komşu komşudan, akraba akrabadan, kardeş kardeşten habersiz yaşıyor? Açın hâlini tok bilmiyor, zenginin gönlü fakire açılmıyor. Oysa Kur'an-ı Kerim bize bambaşka bir toplum inşa etmeyi emrediyor.

Yüce Allah Teâlâ şöyle buyurur:

"İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın; günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın." (Mâide, 5/2)

Kur'an'ın emrettiği Müslüman; dürüst, güvenilir, merhametli, adaletli ve güzel ahlak sahibi insandır. İslam sadece namaz ve oruçtan ibaret değildir. İslam; yetimin başını okşamak, komşunun derdiyle dertlenmek, mazlumun yanında durmak ve kul hakkından titizlikle kaçınmaktır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Sizden biri, kendisi için sevdiğini din kardeşi için de sevmedikçe gerçek anlamda iman etmiş olmaz." (Buhârî, Müslim)

Bugün kendimiz için istediğimiz huzuru, adaleti ve refahı başkaları için de isteyebiliyor muyuz? Yoksa sadece kendi çıkarımızı mı düşünüyoruz?

Bir başka hadis-i şerifte Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurur:

"Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların emin olduğu kimsedir." (Buhârî, Müslim)

Bugün insanlar birbirinin dilinden, iftirasından, gıybetinden ve zulmünden korkuyorsa, burada ciddi bir iman muhasebesine ihtiyaç vardır. Çünkü gerçek Müslüman, kimseye zarar vermez.

Resûlullah (s.a.v.) yine şöyle buyurmuştur:

"Merhamet etmeyene merhamet edilmez." (Buhârî, Müslim)

Merhametin kaybolduğu yerde huzur da kaybolur. Anne-babaya saygının azaldığı, yaşlıların yalnız bırakıldığı, çocukların sevgisiz büyüdüğü, fakirlerin unutulduğu bir toplumda İslam'ın rahmet ikliminden söz etmek mümkün değildir.

Komşuluk konusunda ise Efendimiz (s.a.v.) çok ağır bir uyarıda bulunmuştur:

"Allah'a yemin ederim ki iman etmiş olmaz! Komşusu, kötülüğünden emin olmayan kimse iman etmiş olmaz." (Buhârî)

Bugün apartmanlarda yıllarca oturup birbirinin adını bilmeyen insanlar hâline geldik. Oysa İslam, komşuluk hukukunu akrabalık kadar önemli görmüştür.

Bir başka hadis-i şerifte ise şöyle buyurulmaktadır:

"Müminler birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede bir vücut gibidir. Vücudun bir organı rahatsız olursa, diğer organlar da uykusuzluk ve ateşle ona ortak olur." (Buhârî, Müslim)

Peki bugün ümmetin acısını ne kadar hissediyoruz? Aç kalan bir çocuğun, borç altında ezilen bir ailenin, zulme uğrayan bir mazlumun derdi bizim derdimiz oluyor mu?

Ne yazık ki gösteriş arttı, samimiyet azaldı. İbadet şekil olarak var; fakat ahlak, doğruluk ve vicdan aynı ölçüde görünmüyor. Oysa Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim." (Muvatta, Hüsnü'l-Hulk, 8; Ahmed b. Hanbel, Müsned)

Müslüman olmak; sadece camiye gitmek değil, çıktığında da Allah'ın razı olacağı bir insan olarak yaşamaktır. Sadece Kur'an okumak değil, Kur'an'ın hükümlerini hayatına taşımaktır. Sadece ibadet etmek değil; adaletli olmak, emanete sahip çıkmak, yalan söylememek, kimsenin hakkını yememek ve insanlara faydalı olmaktır.

Bugün en büyük ihtiyacımız, başkalarını suçlamadan önce kendi nefsimizi hesaba çekmektir. Çünkü toplum, fertlerden oluşur. Herkes kendini düzeltmeye başladığında aile düzelir, aile düzelince toplum düzelir.

Unutmayalım ki Allah katında değerimiz, sözlerimizle değil; imanımızın davranışlarımıza yansımasıyla ölçülür. Müslümanlık bir kimlik değil, bir şahsiyet meselesidir. Dil ile söylenen iman, güzel ahlak ve salih amellerle desteklenmediği sürece eksik kalır.

Rabbimiz bizleri Kur'an'ın ahlakıyla ahlaklanan, Peygamber Efendimizin sünnetini yaşayan, merhameti, adaleti, doğruluğu ve kardeşliği hayatına hâkim kılan kullarından eylesin.

Âmin.

Vesselâm.