- Bununla da bitmiyor… Milletvekilleri istedikleri özel hastaneye gidebiliyorlar. Ayrıca TBMM bünyesinde baştabiplik var; radyoloji ve mikrobiyoloji laboratuvarları, diş, dahiliye, kulak burun boğaz, çocuk ve cildiye poliklinikleri bulunuyor. Daima hazır bekleyen hekimler, hemşireler, eczacılar, laborantlar ve diyetisyenler görev yapıyor.
- Bununla da bitmiyor… “Geçinemiyorum” diyen milletvekili “uçak biletini biz ödüyoruz” diyor ama yine kelime oyunu yapıyor. Çünkü Türk Hava Yolları tarafından para ile eş değer bir kıyak sağlanıyor. Milletvekilleri “ekonomi sınıfı” bilet alıyor, bu biletler ücretsiz olarak “business class”a dönüştürülüyor.
- Bununla da bitmiyor… Milletvekillerine iki ayrı GSM hattı ve iki ayrı cep telefonu veriliyor. Bu hatların ve telefonların faturaları da Meclis tarafından ödeniyor.
- Bununla da bitmiyor… Milletvekillerine, eşlerine ve çocuklarına diplomatik pasaport veriliyor. Vekillik sona erdikten sonra da ömür boyu hususi damgalı pasaport alma hakkı tanınıyor.
- Bununla da bitmiyor… Milletvekillerine trafik cezası kesilmiyor. Milletin seçtiği bu milletvekili trafik suçu işlerse, hız yaparsa ya da kırmızı ışıkta geçerse ne oluyor? “Hiç.” Bu işledikleri trafik suçları bir tespit tutanağı ile Meclis’e gönderiliyor, hepsi o. Para cezası ödenmiyor.
- Bununla da bitmiyor… TBMM her yıl yaz mevsiminde çalışmalarına üç ay ara veriyor. Milletvekilleri üç ay tatil yapıyor. Meclis kapalı olduğu hâlde, çalışmadıkları dönemde de maaşlarını almaya devam ediyorlar.
- Bununla da bitmiyor… Milletvekilleri vefat ederse geride kalan ailesine 12 aylık maaş tutarında ölüm yardımı ödeniyor.
- Bununla da bitmiyor… Milletvekillerine milletvekili kimliği veriliyor, eşlerine de Meclis tarafından “özel tanıtım kartı” düzenleniyor. Ayrıca her milletvekilinin 10 yakınına “milletvekili yakını” kartı veriliyor.
- Bununla da bitmiyor… Milletvekillerine ikişer danışman hakkı tanınıyor ve danışmanların maaşlarını Meclis ödüyor. Milletvekillerine ayrıca birer sekreter veriliyor. 600 milletvekili için 600 sekreter bulunuyor ve onların maaşları da Meclis bütçesinden karşılanıyor.
- Meclis lokantaları var. Türkiye’de enflasyonun işlemediği tek lokanta sanki burası. Dışarıda bir çorba bile içemeyeceğiniz fiyata, Meclis lokantasında kebabı, tatlısı dâhil mükellef bir yemek yiyebiliyorsunuz.
TBMM lokantasından her ay ne kadar yemek çöpe atılıyor biliyor musunuz?
Her ay 400 kilo yemek çöpe atılıyor. Peki bunların parasını kim ödüyor?
Hava karardıktan sonra pazarda çöp kenarından sebze toplayan Türk vatandaşları ödüyor.
• Şimdi bakın lütfen, muhalefet dâhil bugüne kadar pek sorulmayan soruyu size sorayım:
Bu yoksul millet, milletvekillerinin bu imkânlarını sırtında taşımak zorunda mı?
Dünyanın pek çok ülkesinde meclis lokantaları var. Ancak bizdeki örneğin benzeri yok. Diğer ülkelerde milletvekilleri (bizdekiler hariç) yedikleri yemeğin parasını kendileri ödüyor. Meclis lokantalarının işletmecisi var ve normal bir restoran gibi işletiliyor.
ABD mesela… Senatoyu falan bir kenara bırakın; ABD Başkanı, Beyaz Saray’da evinde yediği yemeğin parasını bile kendi cebinden ödüyor. Kullandığı peçetenin, hatta kürdanın parasını dahi. Başkanın yediği yemek Washington’da kaliteli bir restoranda ne kadarsa o kadar ödüyor. Amerikan halkı niye ödesin?
Sen önce bunu değiştir.
- Bizim sayın Meclisimiz İsrail’i protesto ediyor, İsrail’e destek veren Amerikan şirketlerinin ürünlerini Meclis lokantasında kullanmuyor. Coca-Cola ve Nescafe’yi Meclis lokantasında yasakladılar.
Peki İsrail Meclisi’nde milletvekillerine ait bir lokanta var mı? Var. Orada yiyip içtiklerini İsrail halkı mı finanse ediyor? Hayır. Normal bir restoran nasıl işletiliyorsa orası da öyle işletiliyor.
Bizim sayın Meclisimiz güya Coca-Cola’yı boykot ediyor ama sultan mahmut çorbasından soslu dil balığına, çentik kebaptan zeytinyağlı kerevize, dana kavurmadan levrek buğulamaya, fıstıklı kadayıftan bademli keşküle kadar pek çok yemeğin bedelini milletin sırtına yüklüyor.
- Girin Allah aşkına internete, Google’dan bakın; haberler orada duruyor…
Bir önceki yıl Meclis’e 42 aşçı, 6 pastacı, 48 garson ve 18 bulaşıkçı alınmıştı. Geçen yıl aynı Meclis’e 25 aşçı, 50 garson ve 20 bulaşıkçı daha alındı. “500 bin lira maaşla geçinemiyorum” diyen milletvekilinin Meclis lokantası işte bu. - Bununla da bitmiyor… Mecliste milletvekilleri için erkek berberi de var, kadın kuaförü de var. Meclis binası içinde Ziraat Bankası, VakıfBank ve Türkiye İş Bankası şubeleri bulunuyor. Milletvekillerinin çocukları için kreş var.
- Bununla da bitmiyor… İstanbul Beşiktaş’taki Meclis Konukevi’ni kullanabiliyorlar, Florya Atatürk Köşkü sosyal tesislerinden yararlanabiliyorlar, Yalova Termal sosyal tesislerini kullanabiliyorlar.
500 bin lira maaşla geçinemiyorum diyen milletvekili, milletin sırtında işte böyle “yoksul” bir hayat yaşıyor.
Bu ilave de benden olsun:
Görüyorsunuz vatandaşlar, milletvekillerimiz bizim için ne kadar fedakârlık yapıyorlar.
Nankörlük edip haklarını yemeyelim; adamların bütün çabası, koşturması sadece bizim mutluluğumuz için!
Ne kadar övünsek azdır, değil mi?
Meclisteki tekme tokat kavgayı izlediniz sanırım. Ben kendi adıma utandım. Bu insanlar mı ülkenin kaderini belirleyecek? Mecliste yaşananlar gerçekten büyük bir ayıp.
Bu tip davranışların bir cezası olmalı bence. Hangi partiden olduğu hiç önemli değil; kim bu tip olaylara karışıyorsa, suçluysa milletvekilliği anında sonlandırılmalı, bütün ayrıcalıkları ellerinden alınmalı.
Bir kere daha yazıklar olsun. Sevgiyle kalın.