Büyükşehirde eğitim gören Kırşehirli bir gencin sözleri, memleket hasreti ve şehir hayatının zorluklarını bir kez daha gündeme taşıdı. İstanbul’da yaşayan 21 yaşındaki Efe Kandemir, hem öğrencilik hayatını hem de iki şehir arasında sıkışıp kalan duygularını anlattı.
İstanbul’da hukuk eğitimi alan 21 yaşındaki Efe Kandemir, hayatına dair anlatımına kendini tanıtarak başlıyor. İsminin Efe Kandemir olduğunu, 21 yaşında olduğunu ve İstanbul’da hukuk birinci sınıf öğrencisi olarak eğitim gördüğünü belirten genç, büyükşehir yaşamı ile memleket arasında kaldığını ifade ediyor.
Kırşehir mi yoksa İstanbul’un mu kalbine daha yakın olduğu sorusuna yanıt verirken İstanbul’un birçok güzel yönü olmasına rağmen trafik, kalabalık ve gürültünün hayatı zorlaştırdığını dile getiriyor. Uçak seslerinden sokak gürültüsüne kadar pek çok etkenin insan psikolojisini olumsuz etkilediğini söyleyen Kandemir, bu yüzden Kırşehir’in yaşanacak bir yer olduğunu, İstanbul’un ise daha çok gezilecek bir şehir olarak öne çıktığını anlatıyor.
Memleket özleminin en çok ne zaman kendini hissettirdiğini anlatırken özellikle bahar aylarına dikkat çekiyor. Güzel havalarda Kırşehir’de olamamanın, orada gezip sosyalleşememenin ve tanıdık insanları görememenin gurbet duygusunu daha da büyüttüğünü ifade etti.
İstanbul için sıkça dile getirilen “burada para var ama huzur yok” düşüncesine de değinen Kandemir, kalabalık, trafik ve şehirdeki kaosun insanı yorduğunu ifade ediyor. Toplu taşıma yoğunluğu, trafikte yaşanan gerginlikler ve şehir temposunun hayatı zorlaştırdığını vurguluyor.
Kırşehirli olup İstanbul’da yaşamanın avantaj mı yoksa dezavantaj mı olduğu konusuna değinirken ise özellikle mesafenin zorlayıcı olduğunu belirtiyor. İki şehir arasının özel araçla yaklaşık 6-6,5 saat sürdüğünü, bu nedenle hafta sonu gidip gelmenin bile yorucu olduğunu ve bu durumun memleketle bağ kurmayı zorlaştırdığını dile getiriyor.
Memlekete her gittiğinde ne hissettiği sorusunu yanıtlarken ise net bir şekilde iyi ki gelmişim duygusunu yaşadığını ifade eden Kandemir, Kırşehir insanının kendine has duruşunu sevdiğini ve bu bağın kendisi için çok kıymetli olduğunu sözlerine ekliyor.





