KIRŞEHİR'İN BAŞINA GELENLER

Kırşehir'in 1954 ve 1957 haziran'larında yaşadığı acı-tatlı tarihî günlerin öyküsü aşağıdadır. Dikkatle okunması gerekir.

Kırşehir’in ilçeliğe indirilmesi olayının öncesi ve sonrasında yaşananları Hürriyet gazetesi Ankara muhabiri Emin Karakuş yıllar sonra kaleme aldığı ve 1977 yılında Hürriyet Yayınları arasında çıkan “Kırk Yıllık Bir Gazeteci Gözüyle İşte Ankara” kitabında anlatmaya şöyle devam ediyordu:

Acı Haberi Akıp Aksaç Ağlayarak Haber Verdi!

Şeker Bayramı’nın kutlandığı gündü. Bayram Kırşehirliler’e zehir olmuştu. Bayram namazını kılan Kırşehirliler üçer beşer bir araya gelerek dertleşiyor, bu hareketin kendileri için her bakımdan bir “ölüm” olacağını birbirlerine söylüyorlardı. Evlerde, kahvelerde radyolar susmuş, ortalığı derin bir sessizlik almıştı.

Aynı gün başta DP’liler olmak üzere CHP ve CMP ileri gelenleri Öğretmenler Lokali’nde bir toplantı yaptılar. Uzun uzun konuşmalar, görüşmeler oldu. Saat 16.00’ya doğru CHP İl Yönetim Kurulu üyesi Avukat Akıp Aksaç Öğretmenler Lokali’nin önünde toplanmış olan halka ağlayarak şöyle seslendi: “Biz bütün partililer canımız, malımız pahasına da olsa bu acıyı mutlaka önleyeceğiz.

Her siyasal partiden ve bağımsızlardan ikişer üyenin katılmasıyla yeni heyetler kuruldu. Tekrar Ankara’ya gidilecek, bu kanunun çıkarılmaması için çalışılacaktı. Av. Akıp Aksaç’ın “İsteyen Kırşehirli bizimle Ankara’ya gelebilir” demesi üzerine binayı sarmış olan Kırşehirliler gözyaşları arasında “Ankara’ya… Ankara’ya…” diye bağırmaya başladılar. Şoförler Derneği Başkanı bütün araçların gitmek isteyenleri taşımaya hazır olduğunu bildirdi.

Sayıları oldukça kalabalık olan Kırşehirliler toplu halde Ankara’ya geldiler. Kapı kapı dolaşmaya, duydukları üzüntüyü anlatmaya çalıştılar. İstanbul ve Ankara üniversitelerinde okuyan Kırşehirli gençler o günlerde Ankara’da bulunan Başbakan Adnan Menderes’e telgrafla başvurarak bu kararın önlenmesini istediler. Bütün bu çabalardan hiçbir sonuç alınmadı. Çünkü karar veren Başbakan Adnan Menderes’in bizzat kendisiydi.

Kırşehir’in üzerine çökmüş olan “meş’um” hava etkisini hemen göstermeye başladı. Millî bankalardan biri Kırşehir’de şube açmaktan vazgeçti. Kırşehir Lisesi’nin genişletilmesi için ayrılan 75 bin lira geri alındı ve Kırşehir Hastanesi’nin genişletilmesi kararı durduruldu. Kırşehir’de elleri yüreklerinde olan perişan halk yığınları siyasal partilerin il merkezleri önünde toplanıyor, her an Ankara’dan gelecek “sevinçli” bir haber bekliyorlardı. Günler geçti, böyle bir haber gelmediği gibi kara bulutlar Kırşehir’in üzerine çöktükçe çöktü.

Sonunda Kırşehir’in ilçe haline getirilmesiyle ilgili kanun tasarısı yedi saat süren aralıksız görüşmelerden sonra kabul olundu. Kırşehir Milletvekili Osman Alişiroğlu yaptığı konuşmada bu kanunun yurttaşın oyunu özgürce kullanmasına engel olduğunu bildirdi, “Bu kanun uygulanmasına çalışıp da bir türlü başarı sağlayamadığımız hukuk devleti anlayışına aykırıdır” dedi. “Takdir ve vebal sizlerin boynunuzdadır” diyerek de kürsüden indi.

“Kırşehir'in Nankör Evlâdı, Memleketini Savun!”

CHP’den Kars Milletvekili Sırrı Atalay bu gibi önlemlerin gelecek günler için çok ciddî bir tehlike oluşturacağını belirtti. Kırşehir’in ilçe haline getirilmesinin kamu vicdanında bir “kasırga” yarattığını, gelecek kuşakların bu olayı büyük bir “ibret ve dehşetle” karşılayacaklarını söyledi.

Bu konuşmadan sonra tekrar kürsüye gelen Kırşehir Milletvekili Osman Alişiroğlu o sırada Adalet Bakanı olan Ankara Milletvekili Osman Şevki Çiçekdağ’a dönerek “Kırşehir’in nankör evlâdı Adalet Bakanı’nı memleketini savunmaya çağırıyorum” dedi.

Bu sözler salonda büyük fırtınaların kopmasına neden oldu. Başkan Alişiroğlu’nun sözlerini geri almasını istedi. Alişiroğlu’nun sözlerini geri almaması üzerine kendisinin üç oturum Meclis’ten çıkarılmasına karar verildi. Alişiroğlu salondan çıkarken “Beni kovabilirsiniz, ama susturamazsınız!” diye bağırıyordu.

Bundan sonra Kırşehir Milletvekili Osman Bölükbaşı konuştu. Ne diyeceği büyük bir merak ve heyecanla beklenen Bölükbaşı sözlerine şöyle başladı:

Bir idam mahkûmuna bile ‘Son arzunuz nedir?’ diye sorarlar. Müsaade edin de öldürmekte olduğunuz Kırşehir’in Fatihasını da biz okuyalım.”

Bölükbaşı kanunun duygusal ve siyasal nedenlere dayandığını söyledi. O konuşurken Başbakan Adnan Menderes vicdanı sızlamadan oturduğu yerde kıs kıs gülüyordu. Bunun farkına varan Bölükbaşı “Başbakan çok gülüyor, istemem ki bu gibi haller bir gün onun da başına gelsin” dedi. Bölükbaşı o an fala bakmış gibiydi. Menderes’in ili Aydın ilçe olmadı, ama bir şehir halkını verdiği oydan dolayı cezalandıran adamın başına çok daha acı şeyler geldi.

Bölükbaşı’dan sonra söz alan Adnan Menderes alaycı bir davranışla bu kanunun ekonomik ve politik nedenlerle hazırlandığını hatırlattı. Olayda büyütülecek bir yön bulunmadığını söyledi. Menderes’i herkes dehşet içerisinde dinledi.

Kırşehir'e İnat Nevşehir'e Bir de Fabrika Kurdular

Tasarı 39 muhalif oya karşı 259 oyla kabul olundu. Bir süre sonra il merkezi Kırşehir’den Nevşehir’e getirildi. Nevşehir’e Kırşehir’i daha da kahretmek için de bir pamuklu dokuma fabrikası kuruldu. Aradan uzun zaman geçti. Pamuğun “P”sinden haberi olmayan bu ilimize neden bu fabrikanın kurulduğunu sorduğum devrin bakanlarından biri “Oradaki işsiz sayısı fazla da ondan” cevabını verdi. Bu cevap karşısında “Zavallı doğu ve güneydoğu illerin işsizleri” demekten kendimi alamadım.

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar 1 Kasım 1954 günü Millet Meclisi’nin açılış konuşmasını yapmış, son çıkarılan kanunlarla yurttaşın hak ve özgürlüklerinin koruma amacı güdüldüğünü söylemişti. Bu konuşma hakkında ne düşündüğünü öğrenmek için muhalefet lideri İsmet İnönü’yü telefonla aradım ve Cumhurbaşkanı’nın konuşması hakkında ne düşündüğünü sordum. İnönü sorumu anlamamış görünerek benim hal ve hatırımı sordu. Bayar’ın konuşması hakkında bir şey söylemek istemedi. Ben diretince de “Güzel bir nutuk dinledik” dedi. Sonra konuyu değiştirerek “Daha nasılsın bakalım, işler nasıl gidiyor?” diye sordu ve konuşma hakkında bir iki tümceyle düşündüklerini tekrar rica etmem üzerine “Çalışmalarında başarılar dilerim” diyerek telefonu kapattı.

Ben bu konuşmayı yukarıda yazdığım şekilde gazeteye bildirdim ve ertesi gün patronumdan şu mesajı aldım: “Güzel bir haber yazmışsın. İnönü sorularına cevap verseydi belki bu kadar güzel olmazdı.”

Kırşehir'deki muhtar seçiminde bile hile yapıldı

Büyük Millet Meclisi’nde iktidar-muhalefet partileri sözcüleri arasındaki tartışmaların tonu her geçen gün biraz daha artıyordu. Verilen önergelerin ışığında ileri sürülen görüşler bazı olayların en ince ayrıntılarına kadar aydınlanmasına neden oluyordu. 1954 yılı Kasım ayında yapılan muhtar ve ihtiyar heyetleri seçimlerinde Demokratlar yine büyük çoğunluk sağlamış, ancak seçimlerde çeşitli düzenlemelere başvurulduğu konusunda söylentiler alıp yürümüştü.

CHP’nin yayın organı Halkçı gazetesinde “DP dünkü seçimlerde yüz kızartıcı tedbirlere başvurdu” şeklinde bir yazı çıkmış, bu yazı İnönü’yle Menderes’i yine karşı karşıya getirmişti. Bu konuyla ilgili olarak uzun bir konuşma yapan İsmet İnönü Halkçı gazetesinden çıkan yazıyla partisinin doğrudan bir ilgisi bulunmadığını belirttikten sonra “Gazete bu yayınından dolayı mahkemeye verilmiş midir? Verilmemiştir. O halde bu tartışma adliyenin bağımsızlığı konusunda mütemadiyen gösterilen riayetsizliğin, dikkatsizliğin bir örneğidir. Bu yanlış bir yoldur. Buna müsaade etmeyiniz. Muhakemesi yapılan bir dâva Meclis’te tartışılsa mahkemeye bir nevi baskı niteliği taşır” dedi.

İnönü konuşmasında muhtar ve ihtiyar heyeti seçimlerine de değindi. Seçimlerden önce, seçim sırasında ve seçimlerden sonra başvurulan önlemlerin seçim güvenliğine büyük bir etki yapacağını söyledi. Kırşehir ilinin ilçe haline getirilmesini seçimlerden önce alınan önlemlere bir örnek gösterdi ve Kırşehir’in bugün maddî ve manevî büyük bir baskı altında bulunduğunu ileri sürerek “Kırşehir'deki muhtar ve ihtiyar heyeti seçimlerinde 76 sandıktan 74’ünü DP kazanmıştır. Bu sonuç bir korkunun ve canın ifadesinden başka şey değildir” dedi.

Ertesi gün Meclis’te meydana gelen bu olaylar üzerine Kırşehir Milletvekili Osman Bölükbaşı bir basın toplantısı yaptı. Bir gazetecinin sorusu üzerine Bölükbaşı “İnönü dünkü Meclis görüşmelerinde galip gelmiştir ve tam bir devlet adamı gibi konuşmuştur” dedi.

Bu tartışmalardan sonra iki parti arasındaki ilişki çok daha sertleşmiş oldu. CHP’liler bir bildiri yayınlayarak insan hakları bildirisinde yer alan “korkudan uzak yaşamak” ve “adlî teminat” konuları üzerinde titizlikle durduklarını söylediler. Aynı bildiride Kırşehir yeniden il haline getirilmedikçe, yargıçlar “tam ve kâmil” adlî teminata sahip olmadıkça yurttaşların kendilerini huzur içinde hissetmeyecekleri ileri sürülüyordu.

Kırşehir'in ilçe olması için olumlu oy kullanan tek Kırşehirli siyasetçi: Osman Şevki Çiçekdağ oldu.

Türk siyasî tarihine asker, hukukçu, bürokrat, siyaset ve devlet adamı, milletvekili, bakan olarak geçen Osman Şevki Çiçekdağ Mecidiye (Çiçekdağı) ilçesinde 1 Ocak 1899'da dünyaya geldi. Ortaokulu Çiçekdağı Rüştiyesi'nde bitirdikten sonra Ankara Sultanîsi (Lisesi)'ne girdi ve burada ikinci sınıf öğrencisi iken yedek subay talimgâhına alındı. Aynı talimgâhta mülâzım-ı sâni (asteğmen) rütbesiyle öğretmen zabit vekili oldu, takım ve bölük komutanlığında bulundu. Mütareke’den sonra jandarma sınıfında yüzbaşı oldu. Jandarma Genel Komutanlığı'nda jandarma müfettişi ve kıt’alarda kısım âmiri olarak görev yaptı. Kurtuluş Savaşı'na katıldı. İstiklâl Madalyası ile ödüllendirildi.

1930'da Ankara Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. Yüzbaşı rütbesiyle birinci sınıf askerî yargıçlığa geçerek Askerî Yargıtay'da görev aldı. Millî Savunma Bakanlığı Askerî Mahkemesi'nde hâkimlik yaptı. 1933'te ordudan ayrıldı. Ankara’da serbest avukat olarak çalıştı. İkinci Dünya Savaşı sırasında 10 Haziran 1940’ta yedek askerî yargıç olarak yeniden silâh altına alındı. İki yıl silâh altında kaldı. 1945’te yeniden yedek askerî yargıç oldu ve Millî Savunma Bakanlığı'nda askerî adalet ve adlî yargıçlığa terfi ettirildikten sonra terhis edildi.

1946'da Demokrat Parti'nin kuruluşundan başlayarak bu parti saflarında yer aldı. 1950 seçimlerinde Kırşehir'den, 1954 seçimlerinde Ankara'dan milletvekili seçildi. 1951-1956 yıllarında Çocuk Esirgeme Kurumu Başkanlığı yaptı. 10 Kasım 1952'den 9 Aralık 1955'e kadar Adalet Bakanlığı'nda bulundu. Bakanlığı döneminde hükümetin muhalefete ve basına karşı kısıtlayıcı tedbirler getirmesinin uygulayıcısı oldu. İlk milletvekili seçildiği Kırşehir'i ilçe haline getirmek de onun bakanlığı döneminde gerçekleştirildi. Ancak bu uygulamalar geniş yankı yarattı. Millet Partisi Kırşehir Milletvekili Osman Bölükbaşı'nın Kırşehir'de hâkim duruma gelmesi üzerine Kırşehir'in ilçeliğe indirilmesi suretiyle seçim çevresi olmaktan çıkarılması için Meclis'te olumlu oy kullanan ve nankörlükle itham edilen Osman Şevki Çiçekdağ’ın ağır ve sürekli biçimde eleştirilmesine yol açtı.

Hatice Berrâ ile evliliğinden olan Fikret adındaki oğlunu 1942'de kaybeden Osman Şevki Çiçekdağ bakanlıktan ayrıldıktan bir süre sonra kan kanseri tedavisi için gittiği Amerika’dan dönüşünde İstanbul Gureba Hastanesi'nde tedavisine devam edilirken 20 Temmuz 1956 Cuma günü 57 yaşında vefat etti. Cenazesi Ankara'da toprağa verildi.

*

Evet... Kırşehir'in başına gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmedi. Ne ki bu ili ilçe yapıp Nevşehir'i il yaparak oraya bağlayanlar, cezasını darağacında ödediler!

Kırşehir, şimdilerde sosyal ve aydın insanların yaşamlarını sürdürdükleri bir il konumunda. Hayli göç almıştır. Kırşehir'in 2025 sonu itibarıyla nüfusu 242.777'dir. Nüfusun %50,21'i kadın, %49,79'u erkektir. İl merkezi rakımı yaklaşık 978 metre olan Kırşehir, İç Anadolu Bölgesi'nde yer alır. Merkez ilçe nüfusu 163.368 civarında... Yüzölçümü: 6.570 km² dir.

*

Kırşehir’in ilçe yapılmasının yankıları sürerken, Mucur İlçesi’nin Geycek Köyü’nden Âşık Hasan, uzunca bir şiir yazar. Kimi dörtlükleri şöyledir:

Elli dört senesi bahar ayında,

Vilayetti kaza oldu Kırşehir

Terakki yılları yirminci asırda,

Açan gül idi soldu Kırşehir.

Halimiz yamandır nasıl edelim?

Derdimizi dostlar kime diyelim?

Kemal Paşa yok ki kime gidelim?

Sahipsiz arada kaldı Kırşehir.

Kırşehir’de Muşkara’ya aralı,

Kazaları birbirine sıralı,

Bölükbaşı senden hesap soralı,

Demirkırat öcün aldı Kırşehir.

Menderes bu dünya sana da kalmaz,

Bir oy için koca Kırşehir yanmaz,

Adliye bakanı Osman utanmaz,

Öz evladın başını yardı Kırşehir.

Derdine bulunmaz asla bir çare,

Kalbine ok değdi yüreği yare,

Siyaset elinde oldu bin pare,

Bayar kin eyledi böldü Kırşehir.

Elli dört senesi yazıldı destan,

Destanı söyleyen Nebioğlu Hasan

Bülbül figan eder nerde gülistan

Tutuştu otlara yandı Kırşehir.

*