Gündüzleri çarşıda dükkanını döndürmeye çalışan esnafımız veya tarlasından dönen vatandaşımız, evde serin ve huzurlu bir akşam geçirmek istiyor. Ancak elektrik düğmesine her basıldığında içten içe "Bu ay ne kadar gelecek?" endişesi yaşanıyor. Hayatı zorlaştırmadan, klimanın veya dolabın şalterini indirmeden, ufak tefek alışkanlık değişimleriyle bu gidişata dur demek inanın hiç zor değil.
Buzdolabını Nefes Alamaz Hale Getirmeyin
Yaz aylarında pazar alışverişinden dönünce tüm malzemeleri buzdolabına sıkı sıkıya doldurmak aslında büyük bir hata. İçeride soğuk havanın dolaşabileceği boşluklar kalmadığında, dolap o ürünleri soğutmak için motorunu saatlerce hiç durmadan çalıştırıyor. Arkasına yaslandığı duvarla arasında en az bir karış mesafe bırakmak, hava akışını sağlayarak cihazın boğulmasını önlüyor. Dolabın kapağındaki o lastiklerin eskidiğini fark ederseniz hemen değiştirmek, dışarıdaki sıcak havanın içeri sızıp faturanızı şişirmesinin önüne geçiyor.

Suyu Boşuna Isıtmanın Faturaya Bedeli
Kırşehirli ailelerin çamaşır ve bulaşık yıkarken en çok tükettiği şey aslında su değil, o suyu ısıtmak için harcanan devasa elektrik enerjisi. Özellikle yaz aylarında çamaşırların o ağır kışlık kirleri olmuyor; sadece biraz ter ve toz taşıyorlar. Bu kıyafetleri 60 veya 90 derece gibi kaynar sularda yıkamak yerine 30 derecelik kısa programlarda çevirmek, ailenizin bütçesine inanılmaz bir katkı sunuyor. Makineleri tıklım tıklım doldurmadan da kesinlikle düğmeye basmamak gerekiyor.
Küçük Işıkların Büyük Maliyetleri
Akşamları ailece televizyon karşısında otururken o koca avizelerdeki beş on tane sarı ampulü aynı anda yakmak cebinize büyük zarar veriyor. Hem ortamı gereksiz yere ısıtıp sizi bunaltıyor hem de elektriği su gibi içiyor. Bunların yerine odayı ferahlatan ve çok az akım çeken LED ampuller kullanmak bayağı bir akılcı çözüm. Ayrıca televizyon, fırın veya şarj aletleri kullanılmadığı zamanlarda fişlerini prizden çekmeyi adet edinmek, bozkırın ortasında cüzdanınıza tatlı bir serinlik getiriyor.




