Kırşehir’de bu yıl beşincisi düzenlenen Kitap Fuarı, Türk basınının duayen araştırmacı gazeteci-yazarlarından Saygı Öztürk’ü ağırladı. Fuarda okurlarıyla buluşan Öztürk, Kırşehir Çiğdem Gazetesi’ne yaptığı özel açıklamalarda; gazeteciliğin geçirdiği teknolojik dönüşümden sosyal medyadaki bilgi kirliliğine, ekonomik şartların kitap okuma alışkanlıklarına etkisinden günümüzdeki sansür, otosansür ortamına kadar pek çok önemli konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Aslen Yozgatlı olması nedeniyle Kırşehir’e yabancı olmadığını belirten Öztürk, kitap fuarlarının Anadolu şehirleri için önemli bir kültürel buluşma alanı olduğunu, fuar vesilesiyle Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu ve yerel basının emektarlarından Sait Yanık başta olmak üzere dostlarıyla bir araya gelmekten mutluluk duyduğunu ifade etti.
“Hayat Pahalılığı Kitabı da Etkiliyor”
Son iki yıldır Kırşehir Kitap Fuarı’na olarak katıldığını söyleyen Saygı Öztürk, okuyucuların ilgisinden memnun olduğunu ancak ekonomik şartların kitap alımını ciddi şekilde etkilediğini vurguladı.
“Bugün bir öğrencinin ya da emeklinin kitap alabilmesinin ne kadar zor olduğunu tahmin edebiliyoruz” diyen Öztürk, fuarların artık yalnızca imza günü değil; yazarlarla okurların sohbet ettiği, fikir alışverişinde bulunduğu alanlara dönüştüğünü belirtti.
“Bazen insanlar kitabı alamasa bile gelip soruyor; ‘Bu kitapta ne anlatılıyor?’ diye sohbet ediyoruz. O an ortaya çok kıymetli bir iletişim çıkıyor” ifadelerini kullandı.
“Mürekkep Kokusu Bizim İçin Başka Bir Şeydir”
Teknolojinin gelişmesine rağmen dijital kitaplara mesafeli olduğunu söyleyen usta gazeteci, geleneksel okuma alışkanlığını sürdürdüğünü ifade etti.
Bugüne kadar hiç dijital kitap okumadığını belirten Öztürk, gazetecilikte de aynı alışkanlığı sürdürdüğünü anlatarak şu ifadeleri kullandı:
“Yarınki gazetenin sayfaları akşamdan dijital olarak önüme geliyor ama ben yine de sabah o gazeteyi elime alıp mürekkep kokusunu duymak isterim. Yaklaşık 50 yıllık meslek hayatımızda başka koku bilmedik.”
“Sosyal Medyadaki Bilgi Kirliliğine İtibar Etmiyorum”
Günümüzde haberciliğin büyük ölçüde sosyal medya üzerinden yürüdüğünü ancak burada ciddi bir bilgi kirliliği oluştuğunu söyleyen Saygı Öztürk, gazeteciliğin temelinin hâlâ doğrudan kaynağa ulaşmak olduğunu ifade etti.
Sosyal medyayı kişisel olarak hiç kullanmadığını belirten Öztürk, haber üretirken yalnızca belgeye ve birinci el kaynaklara güvendiğini söyledi. Son kitabı “Biz Teğmeniz” üzerinden örnek veren usta gazeteci, Tuzla Piyade Okulu ve Kara Harp Okulu’ndan ihraç edilen teğmenlerle ilgili süreçte ortaya atılan çok sayıda yanlış bilgiye rağmen gerçeğe ulaşmak için birebir görüşmeler yaptığını anlattı.
“Muhalif bir gazeteciyseniz bilgiye ulaşmanız bazen beş kat daha uzun sürüyor ama sonunda doğrusunu yazıyorsunuz. Türkiye’de o teğmenlerle birebir görüşen, gazetede ağırlayıp doğrudan konuşan tek gazeteci oldum. Milli Savunma Bakanı’nın da tüm basının önünde ‘Bu olayı Türkiye’de bir tek gazeteci doğru yazdı, o da Saygı Öztürk’tür’ diyerek teşekkür etmesi benim için çok kıymetliydi. Çünkü gazetecinin asli görevi gerçeğin peşinden koşmaktır.”
“80 Darbesinde Bile Bugünkü Kadar Sansür Yoktu”
Gazeteciliğe kurşun harflerle ve el baskısıyla gazete hazırlanan dönemlerde başladığını anlatan Saygı Öztürk, teleks, faks ve bilgisayar teknolojilerinin gelişimine birebir tanıklık ettiğini söyledi.
Ancak teknolojik gelişmelere rağmen basılı gazeteciliğin giderek güç kaybettiğini belirten Öztürk, eski baskı tesislerinin hurdacılar tarafından sökülmesini izlemenin kendisini derinden üzdüğünü ifade etti.
Geçmiş dönemlerle bugünün basın ortamını kıyaslayan Öztürk’ün en dikkat çeken açıklamalarından biri ise sansür ve otosansür üzerine oldu:
“1980 Askeri Darbesi döneminde aktif gazeteciydim. Samimiyetle söylüyorum; o dönemde bugünkü kadar ağır bir sansür, otosansür yoktu. Hakaret etmeden, iftira atmadan her şeyi yazabiliyorduk. Bugün gazeteciler kendi üzerlerinde büyük bir baskı hissediyor. Beş yıl önce yazdığım bir habere bugün bakıp ‘Ben bunu o zaman nasıl yazmışım?’ dediğim oluyor.”
Basının “yandaş” ve “candaş” şeklinde kutuplaşmasının gazeteciliğe zarar verdiğini söyleyen Öztürk, gazetecilerin gördükleri gerçekleri özgürce yazabildiği bir ortamın yeniden oluşması gerektiğini vurguladı.
Genç Gazetecilere: “Namuslu Kalın”
Röportajın sonunda genç gazetecilere tavsiyelerde bulunan Saygı Öztürk, meslekte uzmanlaşmanın önemine dikkat çekti.
Bir adliye muhabirinin hukuk mevzuatını, eğitim muhabirinin ise eğitim sistemini çok iyi bilmesi gerektiğini ifade eden Öztürk, genç gazetecilere bol bol okumalarını, gündemi yakından takip etmelerini ve hiçbir siyasi ya da çıkar grubunun aracı hâline gelmemelerini tavsiye etti.
“Gazetecilikte haber her zaman yapılır. Ama önemli olan namuslu kalabilmek ve doğruların peşinden yılmadan koşabilmektir.”
Kırşehir Kitap Fuarı'nın sunduğu o güzel atmosferde, Türk basınının yarım asırlık çınarı, araştırmacı gazeteci-yazar Saygı Öztürk'ü ağırlamak ve kendisiyle mesleğin dününe ve bugüne dair böylesine derinlikli bir söyleşi gerçekleştirmek bizler için büyük bir onurdu. Paylaştığı kıymetli anıları, genç gazetecilere rehber niteliğindeki tavsiyeleri ve Kırşehir’e olan samimi sevgisi için değerli yazarımıza; röportajın gerçekleşmesine katkı sunan emektarımız Sait Yanık başta olmak üzere tüm Kırşehir Çiğdem Gazetesi ailesi adına yürekten teşekkür ederiz.