Kırşehir'in simgelerinden biri olan Kırşehir Kalesi'nin kuruluşuna ilişkin halk arasında anlatılan bir efsane, bugün birçok kişi tarafından bilinmiyor. Kitaplarda yer alan rivayete göre kalenin yapımına, bir beyin oğlunu kaybetmesinin ardından karar verildi. Anlatıya göre çevre köylerden getirilen topraklarla bataklık dolduruldu ve bugünkü kalenin temelleri atıldı.
Kırşehirlilerin Büyük Bölümü Bu Efsaneyi Bilmiyor! İşte Kırşehir Kalesi'nin Anlatılan Kuruluş Hikâyesi
Kırşehir'in tam merkezinde yükselen Kırşehir Kalesi, kentin en önemli tarihi yapılarından biri olarak biliniyor. Ancak kalenin yapılışına ilişkin halk arasında nesilden nesile aktarılan efsane, bugün Kırşehirlilerin önemli bir bölümü tarafından bilinmiyor.
Tek Oğlunu Kaybeden Beyin Acısı
Efsaneye göre, yüzyıllar önce Kırşehir'de hüküm süren bir bey, tek oğluna büyük bir sevgi besliyordu. Günlerden bir gün ava çıkan genç, dönüş yolunda atıyla birlikte geniş bir bataklığa saplandı. Kurtulmaya çalıştıkça daha da batan genç, tüm çabalarına rağmen hayatını kaybetti.
Acı haber kısa sürede babasına ulaştı. Oğlunun ölümünün ardından büyük üzüntü yaşayan bey, aynı acının bir daha yaşanmaması için dikkat çeken bir emir verdi.
Çevre Köylerden Toprak Taşındığı Anlatılıyor
Rivayete göre bey, yalnızca şehir merkezinden değil, Kırşehir'in çevresindeki köylerden de insanların atları, öküz arabaları ve kağnılarıyla kuru toprak getirmesini istedi. Günlerce süren çalışmalar sonunda bataklığın doldurulduğu, bölgenin güvenli hâle getirildiği anlatılıyor.
Efsaneye göre daha sonra bu alanın üzerine bugünkü Kırşehir Kalesi inşa edildi. Böylece hem oğlunun hatırasının yaşatılması hem de aynı bölgede başka insanların hayatını kaybetmemesi amaçlandı.
Günümüze Ulaşan Bir Halk Anlatısı

Tarihî belgelerden ziyade sözlü kültürün önemli örneklerinden biri olarak değerlendirilen bu efsane, Kırşehir'in kültürel hafızasında yer alan anlatılar arasında bulunuyor.
Bugün binlerce kişinin önünden geçtiği Kırşehir Kalesi'ne bakanların, bu hüzünlü hikâyeyi hatırladığı ve kalenin yalnızca bir savunma yapısı değil, aynı zamanda acı bir hatıranın simgesi olarak da anlatıldığı ifade ediliyor.
(Kaynak: Gürsel Seçilmiş & Mehmet Atılgan, Anadolu Kültürü'nün Nazar Boncuğu: Kırşehir'in Gelenek ve Görenekleri, Kırşehir Valiliği Kültür Hizmetleri.)




