KİRLİ PARTİZANLIK (3)

Kirli partizanlık, politikasının; "terörsüz Türkiye" idealine katılmamak elde değildir. Bakıyorum da buna katılmayan aklı başında kimse yok! 1984'ten bu yana kırk iki bin kişinin katledilmesinin, faili, terör örgütünden kurtulmanın başka yolu yok! İnşallah "terörsüz Türki ye" teoremi tutar da milletimiz ve devletimiz bu beladan kurtulur!

Ancak, terör örgütünden kurtulalım derken, başka bir terör örgütünün kapılarını açmayalım: Bu teorinin sahibi iki de bir "terör örgütünün kurucu, lideri, kurucu önderi (!) cümlesini kuruyor.Terörist başını rüceltip yükseltiyor, ona büyük bir paye veriyor: "lider" , "önder"!

Bu sıfatlar, bir devlet kurucusuna uygun düşer. Biz, terörden mi kurtuluyoruz yoksa terörist başına yeni bir devlet, yeni bir federatif yapı payesi mi veriyoruz? Bir cümlenin, bir kelimenin altında önemli siyasi amaçlar yatar! Dikkat edilirse "önder", "lider"kelimelerinin söylenmeye başlamasından sonra iş sarpa sardı. Anayasada, Türk Milleti'nin milli şuur ve milli yapısından milli bütünlüğünden, milli unsurlarından uzaklaşma eğilimleri baş gösterdi!

Muhalefet liderlerinden Ümit Özdağ, aynı zamanda bir bilim adamı olarak şu yorumu getirdi: "... Bu, akıl ve vicdan dışına çıkan bir süreç. Hani diyorlar ya devlet aklı, devlet aklı. Evet, ancak İsrail devletinin aklı olabilir. Çünkü bu süreç Türk Milleti'ne hakaret eden bir süreç. Türk halkı, milli üniter devletin tartışmaya açılmasını istemiyor. Türk halkı, Atatürk'ten başka"kurucu önder" de tanımıyor.

(1) Başka bir muhalefet lideri gene bilim adamı-siyasetçi Davutoğlu da başka açıdan benzer yaklaşımda bulunuyordu: "… On yıl kaybettirdiniz Türkiye'ye. Kimdi bunlar; üçlü çete. Birisi kazanmadığı bir seçimin üstüne oturmaya çalışan düşük profilli bir başbakan! Yolsuzluklarla Hollanda'da 28 milyar doları olduğu iddialarına bile cevap veremeyen birisi. Diğeri 90'lı yılların bütün kirli artıklarının, faili meçhullerinin iktidarını sürdürmek için iktidara sızmış bir içişleri bakanı. Birisi de kayınpederine dayanarak ülkenin geleceğinde lider olmayı hayal eden maceraperest bir damat. Bu üçlü çete ülkeye 10 yıl kaybettirdi!

(2) Kirli partizanlık bunlarla da kalmadı. Andımızın yasaklanması, içinde kavrulduğumuz bu günlere ulaşmanın kilometre taşlarından biridir. Andımızın ilk yazarı Türk devriminin kurucularından Reşit Galip' ti. (1893-1934) 1925'te Şeyh Said isyanında Ankara İstiklal Mahkemesi'n-e yüksek yargıç olarak görev yapmıştı. Mahmut Esas Bozkurt-Mustafa Necati ile aydınlanma devriminin neferlerindendi.

(3) Gene Ahmet Davutoğlu aynı konuşmasında "Allah'ım! Ahlâkın olmadığı yerde güç sahibi olmayı bana nasip etme!” diyordu. Ekonominin de, liyakat ve kifayetin de, siyasetin de temel düzenleyicisi ahlâktır. Hukukun baş kaynağı da ahlâktır.

-Düşünün 10 ayda 375 kadın öldürüldü,bir yılda 71 polis memuru intihar etti. Bir yıl sonra bu sayı 91'e çıktı.

-Sözlü sınavlarda hakkı gaspedilen öğretmen adaylarından kimisi bu ağır kayırmacılığa dayanamayıp intihar ettiler!

-Eğitin öğretim oldukça zayıf. Dünya çapında en az kitap okunan ülke Türkiye'dir. Yazık!

Milli kıvılcımları yaratan, tutuşturan, tam istiklâl idealini işleyen şairleri yazarları öğrencilere okutmuyorlar. Çocuklar, millet ülküsüne, şuuruna ulaşmak idealinden yoksun kalıyorlar. Bunların derdi "üm metçilik". Bir de "Arap kardeşliği" tamlamasını uydurdular!

Bir ülkenin eğitim sistemini yıkmadan o ülkeyi yıkamazsınız!

2025'te de 10 ayda 217 kadın cinayeti gerçekleşti.

Bu vahşetin de kaynağından partizanlık, eğitimsizlik, cehalet ve vahşi soygunculuk vardır!

Bizi biz eden Atatürk rönesansı ve Türk Milli kültürüdür!

16 Mart 1923'te Mısır'da El-Ahram gazetesine verdiği mülakatta son Osmanlı padişahı Vahdettin şunları söylüyor:

"... Türkler, dini, soyu, sopu, yurdu belirsiz karmakarışık bir “cahil sürüsüdür!" Onlara bir çoban lazım, o çoban da benim!

Türk Milleti, 620 yıl devam eden karmakarışık bir tebaadan millet bilincine ulaşmış soylu bir millettir. 58 İslâm ülkesinde aydınlık kafaların, aydınlık toplum düzeninin insanları ancak ve ancak Türkiye'dedir. Milli, lâik, demokratik Cumluriyet'in varoluşu, aydınlık Türkiye'nin de garantisidir.

Bir imparatorluğun son padişahı da, mensubu olduğu son Osmanlı Devleti'ni de kuran Uygurlar'ı, Göktürkler'i ,Oğuzlar'ı, Selçuklular'ı, Osmanlılar'ı, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran bir büyük milleti bilmezse, bilemezse kime ne diyeceksin? Ümmet mi? Millet mi?

(1)- (2),8.5.2026,Sözcü,(3) Umit Zileli,5.5.2026