"KAYBOLUŞ" NEDİR?

İnsanın günlük yaşam telaşının sebebiyetiyle bir an durup kendine sorduğu bir soruyu kendi bakışından uzaklaştırarak cevap aradığı her şey bir kayboluştur. Her sorunun bir başlangıcı vardır tıpkı sorunun sonundaki soru işareti gibi. O kıvrımlı işaretin dahi bir noktayla bitmesi şaşırtıcı olmamalı çünkü bir soru bir sonuçtur kendi başına. Bu sorudan sonra başlar kayboluş. Kayboluş bir arayıştır. Özgürlüğün arayışıdır asıl olan. Sormak özgürleşmek niyetsiz fakatsız sormak bir özgürlüktür. Sonuç belki de kayboluştan kurtarır belki bir kimlik buldurur. Fakat en önemli yaptığı özgürleştirir. Kaybolan insan her kapıyı zorlar çünkü bilemez yeri yurdu nerede aradığı ne. Bazen de adını bilmez fakat bilir aradığını. Bulduğunda işte bu der. Dogmalara kafa tutmaktır bazen kayboluş. Sorarsın ve kaybolursun ararken. Tüm öğrendiklerimizi zincirlerken aklımızı özgürleştirir kayboluş da. Belki de cehennemdeydik ve cennette kaybolduk. Bir kütüphanede kaybolduk ve özgürleştik. Her kayboluş bir arayıştır. Fakat mutlak bir sonucu vardır. Her zaman işte buldum denmez. Bazen de kaybolmaktır kendini bulmak. Kaybolduğun kütüphane de kendini asla bulamaya bilirsin bulduğun tek şey özgürlüğün olur. Sonra deriz kendimize her var olan gerçek midir? Para varlık mıdır gerçeklik mıdır? Para gerçektir. Varlık değildir. Kayboluş da varlıkla gerçeği bulma halidir. Kayboluş kimi zaman telaştır. Kimi zaman aceleciliktir. Fakat her ikisi de zamanla yok olur. Özgürlüğün olmadığı kayboluşlar yitirmektir. Yitirmek özgürce bir arayışı getirmez. Kayboluş hazzını vermez çok soruları da yoktur. Ve cevap da bellidir. Neyin yitip gittiğini bilir. İnancından uzaklaşmak yitirmek. Tanrıyı aramak bir kayboluştur. Annelik ilişkilerin içindeki tek kayboluştur gibi beylik bir sözü hak eden bir kulvardır. Tasavvuf bir kayboluştur. Bu kayboluşlar da bulmak dert değil her labirentin sonu bir haz başka bir yere ulaşmadır asla ardı kesilmeyen. Bu bir çemberdeki hemstır durumu olarak algılanmamalıdır. Kayboluş özgürlüğün sonundaki özdür. Bu belki bitkideki baharat, kayadaki tuzdur. Her ikisi de dünyadaki bulanan dünyadaki bulanan özlerdendir. Tarihe verdiği Tarihe verdiği. Kayboluş, kaybolduk demek değildir. Kaybolmak da öz bulma çabası yokken kayboluş bahsedildiği gibi özgürlüktür. Ağaca bakmayı bırakıp ormanda kayboluş kaybolmak değildir. Belki de bir ormanda olmak fakat tek bir ağacı izlemekten öze ulaşamamak.

Bir sözcüğe yüklediğimiz anlamla onu yalnızca kendimize mal edebiliriz. Fakat onun varlığını değiştiremeyiz. Biz öyle kullandık diye öyle olmaz ne bir sözcük ne de başka hiçbir şey. Kayboluşun dostluğu yalnızca gözle değildir. Her duyunun bir kayboluş hikayesi vardır dramla bitmeyen.