EVRENSELLİK

İyilik yapmak ya da birine yardım etmek, bazen bir gün, bazen yıllarca beklediklerimiz oluverir.

İyilik kendi varlığıyla mutlu etmesi gerekirken karşılığını beklemekten kötülükten daha mutsuz eder olur. Yaptığı iyilikleri sayanı görürken yaptığı kötülüğü söyleyen nedense yoktur. Kime dokunsak uğradığı haksızlıkları anlatır. Karşılığında yaptığı iyilikleri anlatır. Peki nerede bu kötüler her zaman uzakta mı biz değil miyiz hiç kötülük yapan. Yerde bulunan paranın sahibini aramak, yere çöp atmamak, yayaya yol vermek, rahatsız edici müzikten kaçınmak. Daha o kadar çoktur ki günlük hayatımızın bir parçası olan ya da olabilecek birçok eylem. Bunların birer iyilik olmadığı, yaparken böbürlenmemizin bizi aslında kötülüğün de aklımızda olduğunu gösteren bir durumdur. Yardım etmek çoğunlukla taleple gerçekleşirken, iyilikte mağduriyet hissedilir ya da fark edilir yardım istenmeden yapılır. Sessizce de uzaklaşıp unutulur iyilik kumbarada birikmez. Biriktirildiği taktirde hiçbir şey etmez. Tüm iyilik heba olur.

Her toplumun kendi kültürüne değerlerine ve halkın çoğunluğunun dini inancına göre bir ahlak anlayışı ve düzeni var. Bu her daim vardı fakat iletişimin nerdeyse ışık hızına ulaşmasıyla her değer daha görünür oldu. Kültürümüzü korumak için mutlaka bir ötekine ihtiyacımız vardır. Yoksa oldukça homojen oluruz. Bu farklılıkların yok olmasıdır istenen bir durum değildir. Fakat doğru bir heterojenlik içinde evrensel ahlaki değerler dünyanın şu durumunda mutlaka yüzeye çıkarılmalı ve daha çok dillendirilmelidir. Bu konudaki yozlaşmanın farkında olan bilim insanları özellikle okul öncesi dönemde evrensel ahlak değerlerinin önemine vurgu yapmaktadır. Beş on dakika sürecek bir ekmek sırasında dahi insanlar usulsüzlük yaparken, yeminli birçok meslekte ahlaki ilkelerden uzak davranışların olması öz değerlerimizle açıklanamaz. Evrensel ahlaki eksikliğin bir göstergesidir. Bu davranışlar normal değil korkutucu olmalıdır. Bu gerçekleri biliyoruz görüyoruz fakat anlamlandırmaktan endişe ediyoruz. Çünkü kendi değerlerimize zarar vereceği endişemiz var. Fakat bu hiç gerçekçi değil değerlerimizi gördüğümüz ahlak dışılıkları saklayarak değil konuşarak görünür kılarak çözeriz. Tüm bunlar evrensel ahlak değerleridir. Aksi halde bugün de gördüğümüz gibi etiketlenir ve ötekiler yani kusurlular tarafında tek vücut olarak kabul ediliriz. Doğruyu konuşmamak bazen kötüyü konuşmaktan daha zarar vericidir. Aynalar yalnızca saç taramak için değil, bazen de söz de tokatı doğru yere çarpmak da içindir.