ÇAKMA

Çakma ile sahte sözcüklerini çoğunlukla aynı anlamda kullanırız. Küçük ayrıntılarla farklı özellikleri olsa da gerek yiyecek, giyecek, takı, ev eşyası gerekse insan davranışlarında çakma ile sahte sözcükleri neredeyse benzer anlamları ifade eder.

Siz 31 milyon dolarlık saat duydunuz mu? Türk Lirasıyla tam 1 milyar 300 milyon lira. Grandmaster Chime marka saati ben de bu yazı için araştırma yaparken öğrendim. Bu parayla Amerika’da 500 adet villa alınıyormuş. Ya da orta kalitede bin 500 otomobil. Hatta müzayedede satılan 55 milyon dolarlık Hallucination marka bir saat olduğunu da öğrendim ama bu koleksiyon için olduğundan istisna bir rakam… Bu 31 milyon dolarlık saat gibi sırayla 25, 24, 18, 17, 14 milyon dolar olan saatler var. Bunların ortak özelliği 1,2 tane yapılmaları, çok karmaşık mekanizmalara sahip olmaları, çok değerli taşlarla süslenmeleri… Peki bu saatlerin çok iyi taklit edilmiş, nerdeyse birebir benzeri olan iyi çalışılmış çakmaları ne kadar diye baktım; ortalama 3 bin ile 10 bin Dolar arasında…

Eminim 10.1 milyon dolar değerindeki kadın çantasına da şaşıracaksınız. Yani 450 milyon lira. Ondan sonra gelen sıralamada en pahalı çantalar da 3.8 milyon dolar, 2,8 milyon dolar diye yer alıyor. Yani onlar da 140 milyon lira değerinde. En iyi yapılmış çakmalar ise 500 Dolar ile 2000 Dolar arasında değişiyor. Bu rakamı duyduktan sonra artık siyaset dünyasından bir ünlünün 50 bin Dolarlık çantasına laf etmezsiniz herhalde.

Biraz fazla yükseklerden uçtuk. Milyon Dolarlar filan bize göre değil. Fakirin çenesi, zenginin malına bereket katar diye bir laf vardı galiba. Adamların/kadınların o kadar para içinde kendi dertleri kendilerine yeter zaten… Servetlerine bereket katıp da daha fazla üzmeyelim zavallıları.

Biz biraz dengimize göre örneklere bakalım. Nike marka spor ayakkabılarının Premium olanları şu anda 7 bin ile 14 bin Lira arasında. Çakmaları ise 500 Lira ile bin 500 liradan satılıyor. Üstelik uzun yıllardır çakma ürünler satan bir tezgahtar, sattığı üründen o kadar emin ki; “Nike’nin orijinali neye yarar, onlar iki dikiş, bizimki 3 dikiş. Orijinalini en çok 2 sene giyersin, bizimki 4 yıl garantili” diyor.

Çakma olayının en tehlikelisi gıda maddeleri. Tuğladan kırmızı biber, ayakkabı köselesinden karabiber, metil alkolden rakı, kullanılmış yanık yağları rafine ederek, kit katıp zeytinyağı yapan vicdansızları mı ararsınız; bezelyeden Antep fıstığı, nohuttan Türk kahvesi, süt tozundan peynir yapan uyanıkları mı ararsınız?

Taklit, çakma, imitasyon, sahte deyince üzerimize yok. Hatta o kadar ki; Avrupa’da 21 ülke 1 Ocak 2002’de para birimine geçmeden 15 gün önce bir ilimizde milyonlarca sahte Euro ele geçirildi. Gerçi 1999’dan beri bankalar arası dolaşıma sokulmuştu ama, siz nasıl ele geçirip birebir aynısını yaptınız da Avrupa’dan önce siz piyasaya hazırladınız? Pes yani. Gerçi, uzun yıllardır merdiven altlarında yapılan tabancalar, tüfekler, aslıyla yarışacak kaliteyle unvanımızı tüm dünyaya duyurmuştu ama Euro meselesi de ustalığımızı perçinledi.

Gelelim asıl konuya. Çakma insanlara.

Birilerine özenen, kendi gibi davranmayan, yapmacık hareketler sergileyen, saçını, kaşını, burnunu, dudaklarını, giyimini, bakışlarını, konuşmasını, beğenilmek için o denli belirgin değiştirip (Makyajdan ve rutin bakımlardan söz etmiyorum) topluma karışanlar var ki… Tabi bir de bu “çakma”lıktan çıkar elde edenler var. Siyasetçilerin önemli bir bölümü, size beğenilmek, sizin oyunuzu alabilmek için 40 çeşit maske takarlar, sizin yanınızda ayrı, başka mahallede ayrı, gecekonduda ayrı, sosyetede ayrı maske… Hele zübük bazı bürokratlar var ki, makamı elden gitmesin diye ya da daha üst bir konuma yükselmek için siyasilere karşı öyle bir çakma karakter sergilerler ki 31 milyon dolarlık saatin çakması halt etmiş yanlarında. Yalakalıklar, yapmacık inanç gösterileri, yerli yersiz kullanılan Google bilgileri, özentili yabancı terimler; çakmalıkta sınır yok yani.

Oy almak için çakmalık yapan siyasetçiler olur da kaybettiği koltuklara dalavere ile tekrar oturmak için düşman ilan ettiği kişilerle işbirliği yapıp çakma genel başkan olanlar olmaz mı? Kimlik, kişilik, onur, gurur bir tarafa, üç günlük de olsa makam bir tarafa. Yok hain demişler, yok baston demişler, yok yüzsüz utanmaz demişler umurlarında değil.

Genel hatlarıyla bu çakma konusunu özetledik ama, eminim başta Gürsel Seçilmiş, Emin Turpçu, Uğur Gönül, Sait Yanık, Adnan Yılmaz olmak üzere birçok arkadaşımız, “çakma gazeteciler konusuna niye girmedin?” diyecektir. O konuda fazla söze gerek yok. Gerçek gazetecilerin çoğu içeride, dışarıda sadece birkaç kişi var. Ekranlarda boy gösteren, gazetelerde çarşaf çarşaf yorum yapan sonradan yetmelerin (İşini layıkıyla yapan, dürüst, onurlu insanlara lafımız yok) gazetecilikle ilgisi yok, maaşlı tetikçi büyük çoğunluğu.

Daha yüzlerce konuda “çakma” kişiler ve olaylar var da… Hangi birine kopçuruyum, ne hâlleri varsa görsünler.