BİR BAŞKASINA HIZIR OLMAK

Hızır,darda kalanların yardımcısıdır.

Toprağın bereketidir.

Kendine sormanın, düzene sormanın, zalime sormanın adıdır. “Ben bu haksızlık karşısında ne yaptım?” sorusu sorulmuyorsa, zulmün seyircisi olursun.

Bir yerde zulüm varsa, ortası yoktur. Ya dara duranlardansın, ya da zulmü izleyenlerden.


Bugün Hızır’ı en çok nerede aramalıyız biliyor musunuz?

Belki de en az baktığımız yerde: kendi vicdanımızda.

Hızır, çoğu zaman bir efsane gibi anlatılır; zor anlarda yetişen, çaresizliğin ortasında kapıyı çalan, susuzluğun ortasında su getiren bir rahmet sembolü olarak düşünülür.

Oysa Hızır’ı sadece bir kurtarıcı gibi beklemek, insanın kendi sorumluluğunu unuttuğu en tehlikeli noktalardan biridir. Çünkü her çağın Hızır’ı, gökten inen biri olmaktan çok, insanın içinden yükselen bir merhamet ve cesaret hâlidir.

Genelde ; kendine sormanın, düzene sormanın, zalime sormanın ayıdır.

“Ben bu haksızlık karşısında ne yaptım?” sorusu sorulmuyorsa, aslında en büyük kayıp çoktan yaşanmıştır. Çünkü zulüm, önce insanın içindeki suskunlukla güçlenir. İnsan görür ama konuşmaz, bilir ama dokunmaz, hisseder ama yönünü değiştirmez. İşte tam o noktada Hızır, bir beklentiye dönüşür; oysa olması gereken bir duruştu.

Bir yerde zulüm varsa, ortası yoktur.

Ya dara duranlardansın, ya da zulmü izleyenlerden.

İzlemek, sanıldığı kadar masum değildir. Sessiz kalmak, çoğu zaman zalimin yükünü hafifletir. Çünkü zulüm sadece yapanın değil, görüp susanın da gölgesinde büyür. Hızır’ı arayan insan, aslında şu soruyu kendine sormalıdır:

Ben birinin karanlığına ışık oldum mu?

Birinin yalnızlığına ses oldum mu?

Bir haksızlığın karşısında bir adım attım mı?

Bugün Hızır’ı en çok sokaklarda değil, kalplerin daraldığı yerde aramalıyız. Bir çocuğun gözyaşında, bir yaşlının unutulmuşluğunda, bir mazlumun sessiz çığlığında… Çünkü Hızır, en çok ihtiyaç olan yerde görünür. Ama çoğu zaman bir insanın eliyle, bir sözün merhemiyle, bir duruşun cesaretiyle.

Belki de asıl mesele şudur:

Hızır’ı arayan bir toplum mu olacağız,

yoksa bir başkasının Hızır’ı olmayı seçen bir toplum mu?

Zulüm karşısında atılan küçük bir adım, birinin hayatında mucizeye dönüşebilir. Bir el uzatmak, bir sözü savunmak, bir haksızlığa itiraz etmek… Bunların her biri, beklenen o görünmez yardımın ta kendisidir. Çünkü bazen Hızır, bir insanın vicdanının harekete geçtiği andır.

Bugün Hızır’ı en çok nerede aramalıyız biliyor musunuz?

En çok, korkunun konuştuğu yerde cesarette,

çıkarın hüküm sürdüğü yerde adalette,

sessizliğin büyüdüğü yerde söz söyleyebilenlerde.

Ve belki de en çok, aynaya bakarken.

Çünkü insan kendine şu soruyu sorabildiği gün Hızır’a yaklaşır:

“Ben, bir başkasının karanlığında bir ışık oldum mu?”

*

Bayramı buruk geçirmemize sebeb olanları Allah'a havale ediyorum.

Bayramımız kutlu olsun.