Belediyeye iki “külfet” (Büyük hizmet) daha…

Doğduğumuz, yaşadığımız bu topraklara borcumuzu bir nebze olsun ödeyebilmek için birikimlerimizi, deneyimlerimizi değerlendirerek kentimizin güzelleşmesi, insanımızın daha rahat ortamlarda yaşayabilmesi ve daha mutlu olabilmesi konusunda neler yapabilirizin derdindeyiz.

Yıllardır, başta artık midemizi bulandıran hızlı tren propagandası olmak üzere “yapılacak, edilecek, gelecek, gidecek” gibi avutmalarla oyalanan Kırşehir’e kendi imkânlarıyla ve kendi insanının çabasıyla bir şeyler katabilmek için sorumluluk sahibi herkese görevler düşüyor. Ayakları havada, bir türlü gerçekleşmeyen onlarca vaad, hele hele de şu hızlı tren sakızı artık içimizi bulandırdı. Siyasilerden duydukça tansiyonum 20’ye çıkıyor. 23 yıldır 8-10 bin kişinin çalışabileceği üretim yerleri, fabrikalar açmak yerine, devletin rutin yol, köprü, sağlık ocağı, okul gibi yapım ve tamirat işlerinin müjde olarak sunulması, bunun da ünlülerle fotoğraf çektirme mutluluğu yaşayan taraftar gibi resimlerle sunulması şekerimi 500’e fırlatıyor artık.

Böyle havanda su dövmek yerine, biz de naçizane projeler ve fikirler üreterek, gerçek anlamda halkın yaşamına destek verecek adımlar atılması konusunda karınca kararınca yemekte tuzumuz olsun istiyoruz. Bu konuda belediye imkanlarıyla ve diğer bazı kurumların da destekleriyle iki çalışma yapılabileceğini düşündüm.

Birincisi; BELEDİYE HALK ÇAMAŞIRHANESİ…

Dar gelirli ailelerin, üniversite öğrencilerinin, yaşlı ve kronik hastalığı olanların, evinde çamaşır makinesi olmayanların yararlanabileceği proje için ilk etapta pilot bölge olarak Bağbaşı ve Kervansaray mahalleleri seçilebilir. Uygulama başarılı olduğunda Bahçelievler, Gölhisar, Dinekbağ gibi mahallelerimize de kurulabilir.

Küçük çapta başlanabilecek proje için 60-70 metrekarelik bir hizmet binası, 4 adet 15’er kg’lık sanayi tipi çamaşır makinesi, 2 kurutma makinesi, 1 adet sanayi tipi ütü, deterjan dozaj sistemi, kamera ve hijyen alanı gerekli. Bu çalışma için 2 yıkama ve ütü görevlisi ile çamaşırları evden alım ve eve teslim için 1 şoför (Otomobil veya sepetli motosiklet kullanılabilir) haftada rahatlıkla 800-900 kilogram çamaşır yıkayabilir. Her aileye haftada 6 kilogramlık imkan sağlansa 150 haneye hizmet verilebilir. Yani ayda 3000-3500 kilogram çamaşır yıkama desteğiyle, yoksulların, yaşlıların, öğrencilerin, hastaların, afet ve göç mağdurlarının hayatına dokunulabilir.

Bu çalışma Kocaeli, Van, Ordu, Malatya Büyükşehir belediyeleri ile Tokat ve Çanakkale il belediyelerimiz ve İzmir Menderes ilçe belediyemiz başarıyla uygulanmaktadır. Bu belediyelerin internet sitelerini inceledim. Hiçbir çamaşır karışması, kaybolması gibi aksilikler yaşanmamış. Fileler veya numaralı leğenlerle yıkanıp kurutulan çamaşırlar bu numaralarla eşleşen vatandaş kartıyla teslim ediliyor.

Kimlerin yararlanabileceği konusunda da belediye, aile ve sosyal hizmetler il müdürlüğü, muhtarlık ve gerekirse emniyet işbirliğiyle belirlenecek ailelere çipli kart veriliyor. O kartla haftalık tahsis edilen miktarda çamaşırını yıkatabiliyor. Böylelikle ihtiyaç sahibi aileler elektrik, su, deterjan maliyetinden kurtuluyor. Bir merkezde böyle küçük çapta bir oluşumla 150 haneye hizmet verilirken, bu merkezlerin sayısı 5-6 olursa yaklaşık 1000 ailenin aylık 25’er kilo çamaşırı yıkanır; bu da aile fertleriyle 4-5 bin kişiye hizmet demektir. (Bazı ülkelerde vatandaşlar deterjanlarını kendileri getirerek makine, elektrik, su ve ütüleme hizmetlerinden yararlanabiliyor).

Projenin maliyeti de öyle korkulacak gibi filan değil. Aslında tüm maliyeti kafamda çıkarttım ama müteahhitlik deneyimim olmadığı için yanılabilirim diye net söyleyemesem de, bina hariç, makineler, elektrik tesisatı, kamera, sepet, file, barkot sistemi, plastik etiket gibi tüm maliyet genel anlamda 2 milyon lirayı geçmiyor. Çünkü sanayi tipi çamaşır makinesi ve kurutma makinelerinin tanesi bugün itibariyle 120 bin lira, ütü 40 bin lira civarında. Aylık uygulama maliyeti de öyle uçuk değil. Hani Selahattin Başkan 2019’da ilk görevi teslim aldığında meclis toplantısında “A müdür yemiş gitmiş, B müdür içmiş gitmiş” demişti ya, HALK ÇAMAŞIRHANESİ’nin kurulum ve uygulama maliyeti, A müdürün yediğinin, B müdürün içtiğinin yanında devede kulak bile sayılmaz.

KAPALI PAZAR YERİNİN YERDEN ISITILMASI

Kırşehir Kapalı Pazar Yeri, civar illere göre en kullanışlı pazarlardan birisi. Tek sorun kış aylarında pazarcı esnafının ve vatandaşların pazar yerinde titreyerek alışveriş yapması. Tabi sebze ve meyvelerin donma riski de var.

Jeotermal Dağıtım Merkezi, pazar yerine yaklaşık 200 metre. Pazar yerinin yerden ısıtılması için büyük avantaj. 200 metre geliş, 200 metre dönüş için orta ölçekli ön izalosyonlu çelik boru ve ayrıca pazar yeri zemininde dolaşacak daha küçük çaplı yaklaşık 600-700 metre PVC boru ile bu sorun çözülebilir. Yerden ısıtma ile tabi ki pazar yeri tamamen ısınmayacaktır ama insanların ayakları ılık zemine basacağından üşümeler ciddi biçimde azalacak ve ortam sıcaklığı da 4-5 derece yükselecektir. Sebze ve meyvelerin donma tehlikesi de olmayacaktır.

Jeotermal merkezi ile pazar yeri arası mesafe kısa olduğu için en soğuk koşullarda bile eşanjör desteği gerekmeyeceği için tüketim maliyeti oldukça düşük olacaktır. Zaten Pazar günü sabah 06.00’dan pazartesi günü saat 18.00’e kadar dolaşacak jeotermal enerji çok büyük bir külfet oluşturmaz.

Kazı, dolgu, yeniden betonlama ve asfaltlama giderleri belediyece ucuza mal edileceği için en büyük sorun boru ve montaj maliyeti. Bu konunun tamamen belediye yüklenmesi doğru olmaz. Jeotermal enerji konusunda ciddi tecrübeye sahip İl Özel İdaresi de katkı sağlarsa pazarcı esnafımızı ve vatandaşlarımızı kışın soğuğundan kurtarmak mümkün olabilir.

Benimki temenni. Karar yetkililerin ve sorumluların, takdir ve destek her şeyin en güzeline layık Kırşehir halkının.